Saat 20.30’da Bergama Odeon Kültür ve Sanat Alanı’nda düzenlenen etkinlikte, Osmanlı döneminde Bergama’da yaşanan ve “Kanlı Fabrika Olayı” olarak bilinen tarihsel süreç ele alındı. Yoğun katılımın olduğu etkinlikte, özellikle kadınların büyük ilgi göstermesi dikkat çekti.
Programın açılışında izleyicileri selamlayan Hamit İri, konuşmasına 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nü kutlayarak başladı. Daha önce düzenledikleri etkinliklere de değinen İri, 5 Şubat’ta Ayvazali Bahçesi’nden Asklepion’a uzanan bir yürüyüşle Bergama’nın tarihsel katmanlarını ele aldıklarını, 12 Şubat’ta ise “Bergama Portreleri” başlığı altında kentin geçmişine damga vurmuş isimleri ve hikâyeleri konuştuklarını hatırlattı.
İri konuşmasında, “Bergama’nın sadece taşını, toprağını değil; o taşların üzerinde yaşayan insanların hikâyelerini de ele alıyoruz. Bu kent, yalnızca antik yapılarıyla değil, toplumsal hafızası ve yaşanmışlıklarıyla da çok zengin bir geçmişe sahip” ifadelerini kullandı. Açılış konuşmasının ardından İri, sunumunu gerçekleştirmesi için araştırmacı ve konuşmacı Mehmet Gönenç’i kürsüye davet etti.
Kadınların yoğunlukta olduğu bir topluluk karşısında konuşmaktan mutluluk duyduğunu belirten Gönenç de sözlerine Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nü kutlayarak başladı. Anlatacağı hikâyenin yalnızca geçmişte kalmış bir olay olmadığını, günümüzle de güçlü bağlar taşıdığını ifade eden Gönenç, Bergama’da 1875 yılında yaşanan “Kanlı Fabrika Olayı”nın sanayileşme süreci, emek mücadelesi ve toplumsal değişim açısından önemli bir örnek olduğunu vurguladı.
Sunumunda dinleyicileri önce Sanayi Devrimi dönemine götüren Gönenç, makinelerin üretim süreçlerine girmesiyle birlikte Avrupa’da işçi sınıfının karşılaştığı sorunlara değindi. Bu noktada İngiltere’de yaşanan bir olayı örnek gösteren Gönenç, 18-19 yaşlarında bir çorap işçisi olan Ned Wood’un hikâyesini anlattı. Gönenç’in aktardığına göre, 1700’lü yılların sonlarında çalıştığı atölyeye yeni makinelerin getirilmesiyle birlikte birçok işçi gibi Wood da işini kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya kaldı. Ücretlerin ciddi biçimde düşmesi ve işsizliğin artması üzerine genç işçi, çalıştığı fabrikaya girerek makineleri kırdı ve fabrikaya zarar verdi. Bu olay, makineleşmenin işçiler üzerindeki etkisine karşı ortaya çıkan ilk tepkilerden biri olarak tarihe geçti ve daha sonra Avrupa’da yaygınlaşan “makine kırıcı” işçi hareketlerinin sembolik başlangıçlarından biri olarak değerlendirildi.
Gönenç daha sonra Osmanlı İmparatorluğu’nda Tanzimat sonrasında yaşanan sanayileşme çabalarına değinerek, özellikle pamuk üretiminin ve tekstil sektörünün bu dönemde giderek önem kazandığını belirtti. Amerikan İç Savaşı sırasında İngiltere’nin pamuk tedarikinde yaşadığı sıkıntının Osmanlı topraklarında pamuk üretimini teşvik ettiğini ifade eden Gönenç, bu gelişmenin Batı Anadolu’da yeni fabrikaların kurulmasına zemin hazırladığını anlattı.
Bu süreçte İzmir’in önemli bir liman kenti olarak ticaretin merkezinde yer aldığını belirten Gönenç, bölgede üretilen pamuk başta olmak üzere birçok ürünün İzmir Limanı üzerinden Avrupa’ya gönderildiğini söyledi. Pamuk üretimi ve işlenmesiyle ilgili çok sayıda fabrikanın İzmir ve çevresinde kurulmaya başladığını belirten Gönenç, Bergama’nın da bu sanayi hareketinden etkilendiğini dile getirdi.
Bergama’da Selinos Deresi çevresinde kurulan pamuk çırçır fabrikalarının dönemin ekonomik yapısında önemli bir yer tuttuğunu ifade eden Gönenç, 1875 yılında kurulan ve halk arasında “Kanlı Fabrika” olarak anılan tesisin bölgede büyük bir toplumsal gerilime yol açtığını söyledi. Özellikle pamuk temizleme ve işleme işlerinde çalışan kadınların makineleşme nedeniyle işsiz kalma endişesi yaşadığını belirten Gönenç, ekonomik sıkıntıların ve yoksulluğun da bu kaygıyı artırdığını dile getirdi.
1875 yılının Nisan ayında çoğunluğu kadınlardan oluşan kalabalık bir grubun Bergama’da toplanarak dönemin yöneticileriyle görüşmek üzere hükümet konağına doğru yürüyüşe geçtiğini anlatan Gönenç, olayların kısa sürede büyüdüğünü ve çıkan arbedede bir din adamının hayatını kaybettiğini ifade etti. Olayların ardından bir grup göstericinin Selinos kıyısındaki fabrikaya yönelerek makineleri kırdığı ve fabrikanın ciddi zarar gördüğü belirtildi.
Tarihe “Kanlı Fabrika Olayı” olarak geçen bu olayın, Osmanlı döneminde makineleşmeye karşı gerçekleştirilen en erken toplumsal tepkilerden biri olarak değerlendirildiğini belirten Gönenç, olayların ardından bölgeye asker sevk edildiğini ve çok sayıda kişinin tutuklanarak yargılandığını aktardı. Bazı kişilerin uzun süreli hapis cezalarına çarptırıldığını ifade eden Gönenç, fabrikanın daha sonra yeniden onarılarak faaliyete geçirildiğini ancak halkın tepkisi nedeniyle uzun süre verimli şekilde çalışamadığını söyledi.
Yaklaşık 150 yıl önce yaşanan bu olayın emek tarihinin önemli örneklerinden biri olduğunu vurgulayan Gönenç, özellikle kadınların geçim kaynaklarını korumak için gösterdiği direnişin emek mücadelesi açısından dikkat çekici olduğunu ifade etti. Gönenç konuşmasının sonunda, “150 yıl önce Bergama’da yaşanan bu hikâye bize emek mücadelesinin ne kadar eski ve evrensel olduğunu gösteriyor. Bu nedenle bugün emekçi kadınları anarken bu topraklardaki mücadeleleri de hatırlamak gerekiyor” dedi.
Tarihsel anlatımın ilgiyle takip edildiği etkinlik, geçmişte yaşanan bu olay üzerinden emekçi kadınların mücadelesinin anılması ve Dünya Emekçi Kadınlar Günü’ne gönderilen selamlarla sona erdi. Katılımcılar, Bergama’nın yalnızca antik mirasıyla değil, toplumsal tarihindeki mücadelelerle de önemli bir hafızaya sahip olduğunu bir kez daha hatırlama fırsatı buldu.

















