Yoğun katılımla gerçekleşen etkinlikte konuşmacılar Hamit İri ve Mehmet Gönenç, iki önemli şahsiyetin yaşamını, Bergama’ya kattıkları değerleri ve geride bıraktıkları kültürel mirası detaylı şekilde anlattı.
Salonun tamamen dolduğu programda, yalnızca biyografik bilgiler aktarılmadı; Bergama’nın geçmişine, eğitim tarihine, halk kültürüne ve Cumhuriyet dönemi aydınlanma hareketine ışık tutan önemli anılar ve belgeler de katılımcılarla paylaşıldı.
Hamit İri: “Bergama’da Sadece Tarihî Yapılar Değil, Yaşanmışlıklar da Var”
Programın açılış konuşmasını yapan Hamit İri, düzenlenen söyleşilerin temel amacının Bergama’nın yalnızca antik kentleriyle değil, yetiştirdiği insanlarla ve kent kültürüyle de anılması olduğunu söyledi. Bergama’nın çok katmanlı bir kültürel yapıya sahip olduğunu vurgulayan İri, “Bergama’da sadece antik şehirler, tarihi yapılar yok. Bergama’da bir kültür, bir yaşam birikimi ve bu kente emek vermiş insanlar var” ifadelerini kullandı.
Daha önce Asklepion yürüyüşleri, Mustafa Rahmi Balaban ve Mustafa Rahmi Köken üzerine yapılan söyleşiler ile Bergama Pamuk Fabrikası olaylarını ele aldıklarını hatırlatan İri, bu kez de Bergama’nın eğitim ve kültür tarihine damga vuran Yılmaz Öğretmen’i anlattıklarını belirtti.
Yılmaz Öğretmen’in Adanmış Hayatı Katılımcılara Aktarıldı
Hamit İri konuşmasında, halk arasında “Yılmaz Öğretmen” olarak tanınan Abdurrahman Yılmaz’ın yalnızca bir eğitimci olmadığını, aynı zamanda topluma dokunan bir Cumhuriyet öğretmeni olduğunu ifade etti. Yılmaz Öğretmen’in derslerini dört duvar arasına hapsetmediğini söyleyen İri, onun bağa, bahçeye, tarlaya giderek halkla iç içe bir eğitim anlayışı geliştirdiğini anlattı.
Özellikle Zeytindağ’da yaptığı çalışmaların dikkat çekici olduğunu belirten İri, Rum nüfusunun yoğun olduğu ve sosyal ayrışmaların yaşandığı bir dönemde Yılmaz Öğretmen’in toplumun tüm kesimleriyle sağlıklı ilişkiler kurduğunu söyledi. Halkla omuz omuza çalışarak “Taş Mektep” olarak bilinen okulun kurulmasına öncülük ettiğini ifade eden İri, o dönemin yoklukları içerisinde eğitim adına büyük mücadeleler verildiğini kaydetti.
Programda Yılmaz Öğretmen’in yalnızca eğitim değil, halk kültürü, folklor, yerel dil çalışmaları ve halk oyunları üzerine yaptığı araştırmalar da anlatıldı. Hasan Çakır Efe ile birlikte yürüttüğü halk kültürü çalışmaları, düğün gelenekleri, yerel kıyafetler ve köy yaşantısına dair tuttuğu notların daha sonra kitaplaştırıldığı bilgisi paylaşıldı.
Türkçe ve Halk Kültürü İçin Büyük Emek Verdi
Yılmaz Öğretmen’in Türkçeye büyük önem verdiğini belirten Hamit İri, yerel ağızlar ve Türk dili üzerine yaptığı çalışmaların dönemin çeşitli gazete ve dergilerinde yayımlandığını söyledi. Türk Dil Kurumu’nun kuruluş sürecini heyecanla takip eden Yılmaz Öğretmen’in, Türkçenin doğru kullanımı konusunda önemli çalışmalar yürüttüğü ifade edildi.
Konuşmada ayrıca Yılmaz Öğretmen’in Kozak yöresine duyduğu sevgi, yazdığı şiirler ve öğrencileriyle kurduğu güçlü bağlar da örneklerle anlatıldı. Bergama Kadri İlkokulu’nda görev yaptığı yıllarda eğitime büyük katkı sunduğu belirtilirken, bugün 14 Eylül İlkokulu olarak kullanılan okulun da eğitim tarihindeki önemine dikkat çekildi.
Cenazesi İçin Zeytindağlılar Bergama’ya Geldi
Programın en duygusal bölümlerinden biri ise Yılmaz Öğretmen’in vefatı sonrası yaşananların anlatıldığı bölüm oldu. 1944 yılında hayatını kaybeden Yılmaz Öğretmen’in cenazesinin Zeytindağ halkı tarafından sahiplenildiğini belirten Hamit İri, köylülerin “Hocamız bizimdir” diyerek cenazeyi Zeytindağ’a götürdüğünü anlattı.
O dönemde halkın kendi imkânlarıyla mezarı için para topladığı, ancak yaşanan bir hırsızlık olayında kasadaki tüm paralar çalınmasına rağmen “Yılmaz Öğretmen için” ayrılan paraya dokunulmadığı anısı da salonda duygusal anların yaşanmasına neden oldu.
Mehmet Gönenç Osman Bayatlı’yı Anlattı
Programın ikinci bölümünde söz alan Mehmet Gönenç ise Bergama’nın kültürel hafızasının en önemli isimlerinden biri olan Osman Bayatlı’nın yaşamını anlattı. Bayatlı’nın yalnızca bir müze müdürü ya da araştırmacı değil, adeta Bergama’ya adanmış bir kültür insanı olduğunu söyleyen Gönenç, onun yaşam öyküsünün kısa bir sunuma sığmayacak kadar büyük olduğunu ifade etti.
Osman Bayatlı’nın genç yaşta Bergama’ya geldiğini, izcilik faaliyetleri yürüttüğünü ve Kurtuluş Savaşı yıllarında yetiştirdiği gençlerin mücadelede yer aldığını anlatan Gönenç, Bayatlı’nın eğitime de önemli katkılar sunduğunu söyledi.
Bergama’da Karma Eğitimin Öncülerinden Oldu
Gökmenç’in aktardığı bilgilere göre Osman Bayatlı, Bergama’da kız ve erkek öğrencilerin birlikte eğitim almasının önünü açan isimlerden biri oldu. Kendi kızını sınıfa getirerek karma eğitimin ilk örneklerinden birini başlattığı ifade edildi.
Osman Bayatlı’nın aynı zamanda Bergama Arkeoloji Müzesi’nin kuruluşunda büyük emeği olduğu belirtilirken, Türkiye’nin ilk arkeoloji müzelerinden biri olan yapının oluşturulmasında işçilerle birlikte çalıştığı anlatıldı. Köy köy dolaşarak topladığı eserlerle Etnografya Müzesi’nin temelini attığı kaydedildi.
Bergama İçin 23 Kitap Yazdı
Mehmet Gönenç, Osman Bayatlı’nın yaşamı boyunca Bergama üzerine 23 kitap yazdığını belirterek, onun bugün “sözlü tarih çalışması” olarak adlandırılan yöntemi yıllar önce uyguladığını söyledi. Yeni Camii yakınındaki küçük çalışma odasında köylerden gelen insanlarla saatlerce sohbet ettiğini anlatan Gönenç, Bayatlı’nın halktan topladığı bilgileri not ederek büyük bir kültürel arşiv oluşturduğunu ifade etti.
Atatürk’ten fotoğraf makinesi hediye aldığı, daha sonra Alman devlet adamı Konrad Adenauer tarafından da kendisine Leica marka fotoğraf makinesi verildiği bilgileri de katılımcılarla paylaşıldı.
Cumhuriyet Aydınlanmasının Bergama’daki Temsilcileri
Program boyunca hem Abdurrahman Yılmaz’ın hem de Osman Bayatlı’nın Cumhuriyet’in aydınlanmacı eğitim anlayışını temsil eden isimler olduğu vurgulandı. Yokluklar içinde kültür, eğitim, tarih ve halk bilimi alanlarında büyük emek verdikleri belirtilirken, iki ismin de yaşamlarını Bergama’ya adadıkları ifade edildi.
Etkinlik sonunda konuşmacılar, araştırma sürecine katkı sunan eğitimcilere, arşiv sahiplerine ve destek veren tüm isimlere teşekkür etti. Katılımcılar ise Bergama’nın kültürel geçmişine ışık tutan bu tür programların devam etmesi yönündeki memnuniyetlerini dile getirdi.